Gündemi internet sitelerinden takip edip, her şeyi internetten izler ve herkesle internet üzerinden iletişir hale geldiğimden hayata gündüzleri vakıf olup, akşamları başka bi boyuta geçiyorum.
Bi de evde bilgisayar olmayınca eve girmek istemiycek kadar nerd olduğumu da acıyla fark ettim.
Yaşadığım bu kendime yabancılaşma nedeniyle de ocağın sönsün lenovo, o bilgisayar iki güne kadar elime geçmezse toyota’dan beter olasın işalla.
neyse sonuçta beni kör kuyularda merdivensiz bırakan bu zibidiler yüzünden verimsiz bi FACE_NOT dönemi geçirdiğimi düşünüp hüzünlere gark oluyodum.
Beni takip edenleri hayal kırıklığına uğratıyorum falan diye dertleniyodum manyak gibi.
Sonra birden kendime geldim ve çok fena bi hastalığı erken teşhis yöntemiyle uzaklaştırdım,
“kendini fazla önemseme hastalığı”
Ben şu FACE-NOT klavyenin üzerine oturup yazsam kim ne eksiklik hissedicek?
Ama işte bu hastalık bilinç sulanması şeklinde tezahür edip kendini bambaşka kafalarda görmene sebep olduğundan, böyle bi muhakeme yeteneğine de yol vermiyor.
Bu hastalıktan müzdarip çok insan var hangisinden başlasam bilemiyorum, aklıma geliş kronolojisine göre başlıyorum.
Futbol yorumcuları: Dün yine favori ekran karakterlerimden Ahmet Çakar'ı izliyodum.Yanında Ziya Şengül, Gökmen Özdenak, adını unuttuğum biri daha böle okeye dört olmuşlar Aykut Kocaman senin Daum benim giydiriyolar. Ama böyle suratlarındaki ifadeyi görseniz, istiklal mahkemesinde kalem kıracaklar sanki. Ahmet Çakar, Aziz Yıldırım'a Aykut'u gönder diyor idam fermanı verirmişçesine, nasıl bi inanmışlık anlatamam.
Hayır sen de inanıyosun, allam yarrebbim Aykut daha çok genç asmasınlar beslesinler falan diyosun.
Ahmet Çakar başta olmak üzere tüm futbol yorumcularına acil şifalar diliyorum.
Şahan Gökbakar: bu hastalığın önde bayrak taşıyan hastası bu bence. İlerde vakfı falan kurulursa ekran yüzü olsun.
Amerika’yı yeniden keşfedip Recep İvedik nası bi karın ağrısı anlatmıycam ama şahsi literatürüme osuruğuyla şişe deviren halk kahramanı olarak geçtiğini de belirtmek isterim.
Şimdi bu, yanındaki adamın burnunu karıştırmak olsun, döşünün kıllarını teşhir etmek olsun böyle hamlelerle kitleleri güldürerek milyonları cebe indiren bi adam.
Ortada ticari bi zeka olduğu net.
Kıroyum ama para bende de geç. Rezil bi iş yapıyorum ama burnumu 100 liralık banknotla sliyorum de sus, Recep İvedi’i dörtliyim tertemiz bi sayfa açıcam de kaybol.
Arkadaşım Ne bu Fellini tripleri, çektiğin filmleri kendin de mi seyretmiyosun? Filmi eleştiren herkes burnu büyük, osuruklarına gülmeyen herkes dangalak.
Kardeşinle beraber aynadaki aksinizi Coen biraderler olarak görüp, Recep İvedik'i de yeni "dude" sanıyosunuz gibi geliyo bana yoksa şüphem mi var?
Acun Ilıcalı:şimdi bu Acun da kafası zehir gibi çalışan bi adam, net.
Zaten maraba televoleden aldı yürüdü acun medya zart zurt derken dünyalığını yaptı (of nası da ananem gibi konuştum)
Şimdi de türk insanına ne kadar yeteneksiz olduğunu gösterme şiarıyla yeni bi program yapıyor.
Dün seyrettiğim bi kısmında “bizi eleştiren bazı sivri zekalılara kapak olmuştur” gibi bi laf etti.
Ne kapak oluyo anlamadım ki, ben ne zaman açsam burnundan bi şey çıkaran gözünden su fışkırtan ya da kafasının üstünde dönen birini görüyorum, bunlarla mı göt edicen seni eleştirenleri?
Saçma sapan işler yapıp cebini dolduran biri oluver, niye dünyanın en kaliteli işini yapıyomuş da anlaşılmıyomuş triplerine giriyosun?
büyük kutular hisseden insnaları piyasaya kazandırdığın için teşekkür mü edelim?
Melis Alphan: sanırım bu hastalığa teşhis koymam da en başrol kendisinin. Kelebekteki köşesini okurken evraka oldum zira.
Ben bunu sözlüğe de yazmıştım ama daha net ifadesini bulamadığımdan aynen alıyorum, bu kadın yapamayan öğretirin giyinemeyen giydirir versiyonu.
Ama o kadar ciddiye alıyo ki kendini ve hap kadar köşesini, dünyaya kelebek ön sayfasından savaş açıyor. Bi de ben demedim mi diye ayar vermeler tüm dünyanın onu okuduğu sanrısıyla her şeyden pay çıkarmalar, her gazeteyi kendi köşesini taklit etmekle suçlamalar falan.
Kendinini Anna Wintour sandığı ve Türkiye’ye fazla geldiğini düşündüğü kesin, hastalık artık tedaviyi kabul etmez boyutlarda, allah sevenlerine sabır versin.
Hastalığın belli başlı ünlü örnekleri bunlar. Ama asıl yansımaları gerçek hayatta.
Dünyanın en önemli işini yaptığını sananlar, herkes ondan bahsediyo diye işkillenenler, her boku üstüne alınanlar, bütün dünya bana karşı ve herkes benden nefret ediyo sanrısında delirenler.
Bütün bunlar ayrı psikolojik dertler gibi dursa da hepsinin özündeki hastalık aynı
“Kendini fazla önemseme “
Bu hastalığı tetikleyen faktörler, hazmedilememiş mevki, şöhret, para ya da unvan olabildiği gibi bazen kendini bi bok sanmaya sebep eş, dost, ast, üst de olabilir.
O yüzden bazen bi iltifat, bazı kişiler için sadece bi iltifat olmayabilir, ağzımızdan çıkanlara dikkat edelim.
Hastalığın tedavisi için de 3 kere yüksek sesle,
"dünya benim etrafımda dönmüyor"
"dünya benim etrafımda dönmüyor"
"dünya benim etrafımda dönmüyor"
Tuba ALTIN
Son Yorumlar